HANiFDOSTLAR.NET

 

Kuran Müslümanı
 

(Şahıs odaklı din anlayışından Allah odaklı din anlayışına...)

Ana Sayfa Hanif Mumin  Iste Kuran Kurandaki Din  Kur'an Yolu  Meal Dinle Sohbet Odasi Hanifler E- Kitaplik Kütüb-i Sitte ?  ingilizce Site Kuran islami Aliaksoy Org  Hasanakcay Net Tebyin-ül Kur'an Önerdiğimiz Siteler Bize Ulasin

 

- Konulara Göre Fihrist

- Saçma Hadisler

- Hadislerin-Sünnetin İncelemesi

- Haniflikle İlgili Sorular Cevaplar

- Misakın Elçisi Kim?

- Kuranda Namaz/Salat

- Onaylayan Nebi

- Kuranda Namaz/Salat

- Enbiya 104

- Kuranda Yeminler

- Adem Hakkında Sorular

- Ganimetleri Resulün Eline Nasıl Vereceğiz?

- Allahın ındinde YIL ve DOLUNAYLAR

- Abese ve Tevella

- Hadisçilerce Tahrif Edilen Ayetler

- Mübarek Yer, Mübarek Vakit

- Arkadaş Peygamber

- Kuranın İndirilişinden Günümüze Gelişi

- Bir Türban Sorusu

- Kuran ve Bize Öğretilenlerin Farkı

- Namazın Kılınışı

- Hadislere Göre Namaz

- Kuranda Salat Namaz mıdır?

- Kuran Yetmez Diyen Uydurukçular

- Bizler Hanif Dostlarız

- Sahih Hadis mi İstersiniz?

- Hakkı Yılmaz'ın Tebyin Çalışması

- Kur'anı Anlamada Metodoloji

- Tarikatçıların Çarpıttığı Birkaç Ayet

- Nasıl Kur'an Okuyalım?

- Kur'anı Kerim Nedir?

- Kur'anda Oruç

- Allah'sız Bir Din ve Allah'sız Bir Kur'an İnancı

- Kuransız Bir İslam Anlayışı ve Müşrikleşme

- Meal Çalışmasına Davet

- Allah Şahit Olarak Kafi Değil mi?

- Doğru Hadisleri Ne Yapacağız?

- Kur'andaki Muhammed ve Peygamberlerin Misyonu

- Mahrem, Avret, Ziynet

- Nur Suresi Çeviri-Yorum

- Cilbab

- Resule İtaat Ne Demektir?

- Hadis Kalburcuları ve Kalburları

- Kur'anı Kerim'in İndiriliş Gayesi

- Kur'anda Amellere Karşı Cahili Yaklaşım

- İslamdışı İnanışlara Kur'andan Örnekler

- Biri Şu Haram Üretim Tesislerini Kapatsın

- Tasavvufta İslam Var mı?

- İslamda Delil Sorunu

- Kurban Kesmek

- İlahi Hitabın Serüveni

- Ecel Nedir?

- Şirk, İşrak, Müşrik, Müşareke, Müşterik

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Peygamberlere Karşı Rabbani Yaklaşımlar

- Salat-ı Tefriciye yada Zikri Çarpıtmaya Bir Örnek

- Mucize Nedir?

- Ayrılıkların Nedenleri

- Sıfır Hata veya Kur'an

- Haniflik Nedir?

- Rabıta İle Şeyhlere Tapanlar

- Hadis Zindanının Mezhepçi Mahkumları

- İslam Dininin Öğrenilmesinde Kaynak Sorunu

- Fasık ve Münafıkların Genel Tanımlaması

- Hadisler, Hıristiyanlık ve Selman Rüştü

- Kur'anı kerim'in İndiriliş Gayesi

- Müstekbirlere Karşı Cahili Yaklaşım

- Halis-Hanif İslam

- Kur'anda Şefaat

- Fuhuş Tellalı Tefsirciler

- Hayızlıyken Neden Namaz Kılınmasın?

- Cebrail, Vahiy, Melek

- Dindarlıkta Müşrikleşme Temayülü

- Büyü Yapan ve Yaptıranlar

- Yaratılış, Adem, Havva

- Kur'an Yerel mi, Evrensel mi?

- Reform Dinde mi, Dindarlıkta mı?

- Ne Mutlu Tağutu Olmayanlara

- Peygambere Saygı(?)

- Hadislere Kanıt Diye Gösterilen Ayetler

- Allah Nazara Karışmadı mı?

- Kur'anı Kerimle Amel Etmek Mümkün mü?

- Kur'anda İnkar Edenlerin Vasıfları

- Müminlerin Vasıfları

- Allah'ın Vasıfları

- Kur'anın Vasıfları

- Dine Karşı Cahili Yaklaşımlar

- Kur'an Merkezli Din

- İrin Küpü Patladı; Mevlana

- Hurafe ve Bidatlar

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Hz. İsa'nın Ölümü

- Allah'ın Mesajının Adı: Kelamullah

- Allah'ın Resule Uyarıları

- Kur'ana Göre Tenkit ve Eleştiri Nasıl Olmalı?

- Kur'anda Sevgi

- Sofuların Devlet Desteğiyle Desteklenmesi

- Hans Von Aiberg Aldatmacası

- Kabir Azabı Safsatası

- Kur'an Kıssalarının Önemi; Masal Değiller

- Kur'anda Toplumsal Sünnetler

- Tefsirde İsrailiyyat

- Kardeş Evliliği Olmadan Çoğalma

- Hans Von Aiberg Tutuklandı

- Kur'anda Tevbe Kavramı

- Yaşar Nuri Öztürk'ün Yorumuyla Namaz

- Karadelikler; Bir Büyük Yemin

- Mezhepçilerin Ümmi Açmazı

- Kabe Nedir? Mekkede midir, Kudüste mi?

- Kur'anda Ruh Kavramı

- Kur'anda Nefs Kavramı

- Amin Kavramı ve Putperestlik

- Diyanet İşleri Başkanlığının Sitemize Cevabına Cevaplar

- Resul ve Nebi -1

- Resul ve Nebi -2

- Sapık Bir Fırka: Hansçılar

- Cihad mı, Çapulculuk mu?

- Kur'an Deyip Namazı Yok Sayanlar

- Cennete Sadece Müslümanlar mı Girecek?

- Kur'anda El Kesme Cezası var mı?

- Nazar veya Göz Değmesi Var mı?

- Şehadet Getir, Münafık(?) Ol

- Kur'anda Eleştiri Metodu

- Hacc Mekkede mi, Bekkede mi?

- İslami Tebliğde Kur'an Metodu

- Saptırılan Kavram: Mekruh

- Kur'anda Cuma Namazı var mı?

- Of Be Kader, Allah mı Suçlu Yoksa Biz mi?

- Kader Açısından Cebir ve İhtiyar

- Baban Peygamber Olsa Ne Yazar

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Vahdet-i Vücud, Şirkin Alası

- Tasavvufi Bilginin Kaynağı Vahiy mi?

- İslam'da Resullük Son Bulmuştur

- Teveffi Kelimesi ve Arap Dili

- Tasavvuf Üzerine Düşünceler

- Nefis Mertebelerinin İç Yüzü

- Allah Rızası Anonim Şirketi; Tarikatlar

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -1

- Tasavvuf ve Eşcinsellik -2

- Nakşi Şeyhi Allah'ın Avukatı mı?

- Kur'anda "ve+la" Öbeği

- Putlar ve Tapanlar

- Son Peygamberimizin Okuma Yazması

- Mesih ve çarpıtılan Bir Ayet

- Hac İzlenimleri

- "Üzerinde 19 var" da Son Nokta

- Secde Emri

- Kur'andaki Hac

- Aracıların Gaybı Bildiği İnancı

- Tarikatçı - Müşrik Karşılaştırması

- Gazali'nin Kadına Bakışı

- Kur'anda Kadına Verilen Önem

- Başörtüsü Allah'ın Emri Değil

- Başörtüsü Takmak Kur'anda Var mı?

- Kur'anda Kadın Dövmek Var mı?

- Cariye, Köle; Utanmaz Mealciler

- Kadına Yönelik Şiddet

- Sünnet Edilen Kızın Öyküsü

- Erkekçe ve Kadınca Meal Konusu, Nebe 33. Ayet

- Harem - Selamlık Kimin Emri?

- Zina, Evlilik ve Örtünme Adabı

- Cariyeleri Aç, Hür Kadınları Kapat (!)

- Çok Eşliliği Yasaklayan Ayetler

- Kur'ana Göre Evlilik Hukuku

- 2 Kadın = 1 Erkek, Uydurma mı?

- Danimarkalı mı Sapık, Buhari mi?

- Ebu Hanife, Cariyenin Avreti

- Nisa 25, Hür Kadın ve Fahişe İfadesi

- Maymunların Hadisi ve Recm Vahşeti

- Hz. Muhammed'in Tebliği

- Peygamberi Tanrılaştırma

- Angarya Haline Getirilen İbadet

- Buhari'nin Hadislerini Buhari Yazmamıştır

- Hadis ve Sünnet Gerçeği

- Uydurma Hadisler, İslamın Kara Boyası

- Hadisler Dinin kaynağı Olamaz

- Uydurmaların Sınırı Yok; Şeytan Geyiği

- Beşeri Hükümler Neden Kutsal Oluyor?

- Hadis - Kur'an Çelişkisi

- Kur'anda/Dinde Olanlar ve Olmayanlar

- Cehennem'den Çıkış Yok

- Kur'anda Tağut

- Ebu Hureyre Gerçekte Kimdir?

- Hadis - Mantık Çelişkileri

- Kurban ve Kurban Bayramı Nereden Geliyor?

- Hadislere Göre Kur'an Eksiktir

- Bildiri: İslam Anlayışında Reform

- Arapça mı, Arap Saçı mı?

- Koca mı Üstün, Allah mı?

- Esbab-ı Nüzül Komedi Hadisleri

- İşte Geleneğin Dini

- Ulul Emir İle Kim Kastediliyor?

- Kul Hakkı

- Yezidi Bir Gelenek: Aşure Tatlısı

- Hz. İbrahim'den Asrımıza Dersler

- Taklitçiliğin Boyutları

- Seb-ul Mesani Nedir?

- Kelle Sayılarak Gerçek Bulmak

- Kıyamet - Mahşer Günü ve Sonrası

- Kur'anda Namaz Vakitleri

- Kur'anda Cuma Konusu

- Salih Olmak Yetmez

- Hudeybiye Anlaşması Uydurma mı?

- Kitap Yüklü Eşekler

- Kur'andaki Hac

- Hz. Nuh'un Oğlu Kimdi? İftira mı?

- Ruhun Ağırlığına Başka Bakış

- Hz. İbrahim Yalancı Değildi

- İncil'de Kadına Bakış

- Şirkin Büyüğü Küçüğü Olur mu?

- Kur'andaki Abdest ve Hijyen

- Din de Bir Araçtır

- Kur'an Okumanın Zararları

- Kur'anda Dua Ayetleri

- Kur'anda Tarih Kavramı ve Bilinci

- Şekilsel Secde Kur'anda Yok mu?

- Salat ve salatı İkame

- Kur'andaki Emr Kavramı Üzerine

- Dindar İnsanlar Şirk Koşar

- Alak Suresinin İlk Beş Ayeti

- Men Arefe'nin Çözümü

- Kur'andaki Av Yasağı

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Kur'anda İnsan Hukuku

- Din Büyüklerini Tanrılaştırma

- Allah'a ve Muhammed'e Değil

- Kur'andaki Örnek Tevekkül

- Şekilsel Rüku Kur'anda Yok mu?

- Hz. İbrahim Kuşları Kesti mi?

- Ehli Sünnet Dininin Anayasası

- İnsan Allah'ın Halifesi mi?

- Kur'an Üzerinde Düşünmek

- Şirkin Kuyusuna Düşenlere Uyarılar

- Kur'an Ölülere Okunmak İçin mi İndirildi?

- Ayda Okunan Kur'an Masalı

- Hz. İbrahim, Safa ve Merve Masal mı?

- "Haç"er-ul Esved (!)

- Mevlana Sahte Bir Peygamber Değil mi?

- Tasavvufun Tanrısı İki Zıttır

- Kur'andaki Tasavvuf: Teveccüh

- Önce Batıl ve Hurafe İle Savaşalım

- Resuller Haram Kılamaz mı?

- Elçi Muhammed ile İnsan Muhammed'in Farkı

- Tarikatlarda Aracılar Rezaleti

- Nur Suresi 31. Ayet Nasıl Çarpıtılıyor?

- Sırat Kıldan İnce, Kılıçtan Keskin mi?

- Kur'anda Zalimler

- Bütün Mehdileri Çöpe Atıyoruz

- Kur'ana Göre Ramazan Ayı ve Haram Aylar

- Tasavvufçuların İlahı; Varlık ve Yokluk

- Tasavvufçuların Küçük Putları

- Sünnet Etmek yaratılışı Değiştirmedir

- Son Peygamberimizin Mektupları

- Fıtrat ve Namaz Vakitleri

- Mescid-i Aksa Nerede?

- Büyük Kandırmaca: Hadis

- Kur'an Neden Arapça Olarak İndirilmiştir?

- Kimin dini? Kimin Kitabı? Kimin Meali?

- Evliya Kelimesinin geçtiği Ayetler

- Şimdiye Kadar Yaşanan İslam

- Ayın Yarılması Diye Bir Mucize Yoktur

- Kabe Dikili Taş Değil mi?


Up | Down | Top | Bottom
 
Şu da emredildi: Yüzünü dine bir Hanif olarak çevir. Sakın müşriklerden olma.

Yunus Suresi 105

Ben bir Hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana döndürdüm. Müşriklerden değilim ben.

Enam Suresi 79

İbrahim ne bir Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. O sadece hanif bir müslümandı. O müşriklerden değildi.

Ali İmran Suresi 67

Şu da kuşkusuz ki, İbrahim başlıbaşına bir ümmetti; bir Hanif olarak Allah'ın önünde eğiliyordu. Müşriklerden değildi.

Nahl Suresi 123

De ki Allah doğrusunu söylemiştir / vaadinde sadıktır.Haydi artık Hanif olarak İbrahim'in Milleti'ne uyun! Müşriklerden değildi o.

Ali İmran Suresi 95

Allah'a ortak koşmadan, Hanifler olarak... Allah'a ortak koşan kişi, gökten düşmüş de kendisini kuşlar kapışıyor veya rüzgar onu uzak bir yere fırlatıp atıyor gibidir.

Hacc Suresi 31


Up | Down | Top | Bottom

HABERLER

 

 








 

 

  Hanif Islam

 

Genel Tartışma
 Hanif Dostlar Ana Sayfa -> Genel Tartışma
Konu Konu: Değişim üzerine düşünceler (1) Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazanlarda
Gönderi << Önceki Konu | Sonraki Konu >>
Eren Erdem
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 30 haziran 2007
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 484
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı Eren Erdem

Değişim üzerine ‘’düşünceler’’(1)

 

Küçük bir çocuğun minik kediye dokunduğunu görürsün. Ansızın bir tokat patlar ensesinde!

 

‘’Çek elini’’. Koruma içgüdüsü sandığımız bu algısal dayatma, çocuğun; özgürlüğü doyasıya yaşamasının önündeki en güçlü engel halini almıştır. Süreç içerisinde, ne kedi kalır gönülde, ne de dayatanın terminolojisinde olmayan başka bir şey…

 

Tabiatımızın en güçlü güdüsüdür ‘’bağımsızlık’’. Ancak bu duyguyu unutalı çok oldu. Bizler, bağımsızlığı ‘’nefsani arzuları özgürce fiiliyata dökme’’ sanmakta olan bir toplumuz. Dolayısı ile, anlamlarımız ve yargılarımız bütünü ile çelişki ve saçmalıkla doludur. Bu öylesine vahim bir boyuta ulaşmıştır ki; ‘’kendimiz dışındaki –hiçbir şey – için aynı özgürlükleri istemez, adeta; at gözlükleri ile tüm kainat etrafımızda dönermişcesine takılıveririz kaos ve hengame bataklığına.

 

Çağımızın en büyük sorunu bu merkez etrafında cereyan eden basit problemciklerin ‘’bireysel ve toplumsal beka sorunu üretmesine’’ dayalı olarak açığa çıkmış olmasıdır. Yani, temelde belli bir süreç içerisinde hayata geçirilmiş ‘’kasıtlı’’ bir yozlaşma sürecinin doğurduğu tabi bir neticeyi, sorun olarak adlandırıyor ve hayıflanıyoruz.

 

Değişmek, hiçbir zaman kolay olmamıştır. Çünkü; geliştirilen algı; her zaman ‘’güdü ve tabu’’ haline gelmiş, bu minvalde ‘’sürüleştirilen toplumlar’’ adeta kendi çıkarlarına yönelik olan değişimlerin karşısında olmuştur. Çünkü, sürü; çobanın arzularına tapınan bir yığındır.

 

Mevcut konjonktür gereği meseleyi başka bir form dahilinde incelemek istiyorum.

 

Yaşadığımız Dünya, sürekli üretim ve tüketim düzleminde dışavurumların tespiti ile dolu bir alemdir. Bu alem; üretim sürecinde ortaya koyduklarının, tüketim sürecinde sömürülüşüne defalarca kez şahit olmuş, sürekli aynı iz ve belirişler ile ‘’tekerrürlere’’ dayalı bir süregeliş içerisinde halık olmuştur.

 

Öyledir ki; tarihi(gerçek tarihi) doğru verileri bütünleştirmek sureti ile incelediğimizde, tarihin iki ayrı düşüncenin çatışmasının ürünü olduğunu görebilmekteyiz.

 

Bunlardan biri; aydınlanmacılık, öteki ise sürü psikozudur. Yeryüzündeki problemlerin hemen hemen bütünü; egemenlik ve bu egemenliğin temelini oluşturan ‘’meta’’ sorunundan ibarettir. Meta, güç demektir. Çünkü, varlık aleminin bünyesinde var olan her unsurun ‘’karşılıklandırılışı’’ ile birlikte açığa çıkmış, üretim ve tüketim dengelerine müdahale eden fikriyatın oluşmasına vesile olmuş ‘’tehlikeli bir araçtır’’.

 

Aydınlanma, hiçbir etkiye maruz kalmaksızın ‘’tabii olana dönüş’’ demektir. Aydınlanma, belirli bir kalıbın içerisinde, ‘’yeni anlam ve kavram üretme’’ manası biçilmiş bir kavram olsa da, realiteye dönüş, ana farkındalık olarak izah edilmesi gereken ‘’kilit’’ bir ifadedir.

 

Mesela, Fransız İhtilalinin temelindeki aydınlanma, tabii olmayan sistematiğe müdahale ederek ‘’tabii koşulları üretme çabasının özünü yansıtır’’. Ancak, gerçek manası ile aydınlanma, kalıplar üstü kalabilmek demektir. Kötüyü ortadan kaldırım, kötünün iyisini koyma, aydınlanma değil; sadece ‘’süsleme’’dir.

 

Dolayısı ile, aydınlanma süreçlerini iyi analiz ettiğimizde tarihte çok ciddi aydınlanma süreçlerinin var olduğunu söylemek imkansızdır.

 

Bir çelişkiden bahsetmek isterim;

 

Özellikle görüşleri itibari ile ciddi saygı duyduğum bir şahsiyet olan ‘’Mir Seyit Sultan GALİYEV’’in yaşamı süresince savunduğu görüşlerin bütünü, mevcut konjonktürde bağlı kaldığı ‘’değer ve yargılara’’ dayalı olarak ortaya çıkmış görüşlerdi. Nedenine geldiğimizde; hiçbir surette ‘’İslam’’ karşısında olmayan bir görüş olan, Dialektik Meteryalizmi ele alırken, ‘’yozlaşmış ve uysallaştırılmış’’ olan Emevi dinciliğini de ‘’İslam’’ olarak kabul etmek demek; iki çelişkili kavramın ortasında boğularak can vermek demektir.

 

Yani gelen olarak, dinin gerçeğini ve sömürü karşısında paylaşımın nasıl olacağını izah yöntemini, belirli kalıplardan çıkmaksızın kavramak imkansızdır.

 

Bu noktada devreye giren en etkin unsur ; ‘’Evrensel Akıl’’dır.

 

Kuran’da bu gerçek ‘’yunus 100’’ de net biçimde ifade edilir; ‘’Allah aklını kullanmayanların üzerine rics/pisliği yağdırır’’…

 

Bugün, çağımızın en temel sorunu ‘’kalıp ve ezberlerin’’ diktasında yol aldığı gerçeğini dahi kabul etmeyişidir.

 

Bunun en net delilini bir örnek ile ifade edeyim;

 

AKP ile birlikte tavan yapan ‘’dinci akım’’, Kurani ve Muhammedi İslam’ın hiçbir yerinde yer edinemeyecek kadar dindışıdır. Bunu defalarca kez makalelerimizde ‘’ilmi veriler sunmak sureti ile ifade ettik’’.

 

Bu kanadın anlattıklarını ‘’gerçek din’’ olarak kabul edip benimseyen diğer kanadın ürettiği muhalefet, sadece bir çırpınış olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir husus üzerinde tartışılırken ; ‘’e tabi öylede, yine de laiklik gereği olmaz!!’’ gibi söylemleri sıkça işittiğimiz bu süreç, adeta iki kutbun da acizliğini gözler önüne sermektedir.

 

Ne dinciler ‘’Kurani ve Muhammedi İslam’’ın dairesi içerisindedir. Ne de, ben aydınım diyerek kendisini yaftalayıp, belirli ideolojik kırıntıların kendisine yüklediği önyargılar hasebi ile ‘’dini, öcü olarak görüp incelemeyen’’ ve bu dinci güruhun söylemlerini din saymak sureti ile ‘’karşıt duruş sergileyenler’’ bilimsel duruş dairesi içerisindedir.

 

Kısacası, rezaletin daniskasını gözlerimizle gördüğümüz halde, çoğunluk olarak ortaya koyduğumuz basiretsizlik altında ezilmekteyiz…

 

(EN'ÂM suresi 116. ayet) Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Sadece sanıya uyarlar onlar ve sadece saçmalarlar.

 

Kuran’ın bu ayeti, ilginç bir iddia ortaya atmaktadır. Yeryüzündekilerin çoğunluğu seni saptırır. Bu, her daim evrensel aklın mensuplarının ‘’azınlık’’ olacağının haberidir. Kaldı ki, ‘’lastik ayakkabı ile okula giden kız çocuklarının olduğu bir ülkede, namussuzca mersedes marka arabalara binen şahsiyeti kırık din pehlivanlarının’’ dindar olduğunu zaten düşünmüyoruz.

 

Dindarlık, camide namaz kılmak sureti ile günah çıkartmak. Sonraki süreçte, algı üreten, sömüren ve dayatan sistematik ile halvet olmak manasına getiriliyorsa, bu ‘’İslam’’ dininin değil, başka bir dinin dindarları için söyleniyor demektir…

 

İslam, ‘’s-l-m’’ kökünden gelen, barış,esenlik,refah,huzur,güvenli bölge,parçalanmayan ve bölünmeyen kitle..vs. manalara gelen bir kelimedir. Arapça da ‘’başına MA eki koyduğunuz kalıpların bütünü, o işin içinde bulunma halini yansıtır’’. Yani, MA ve SELAM, Muslim olarak karşımıza çıkar ki, bu kelimenin manası; yukarıdaki fiillerin içinde olan kişi demektir.

 

Bu kişinin, Irak’ta 3 milyon insanı mağdur bırakmış, kendi ülkesinin iç işlerine ‘’gerdek maymunu’’ gibi burnunu sokan ‘’emperyalist devletler’’ ile müttefik olması, Kurani ölçüde imkansızdır.

 

Kuran, bu müttefiklere ‘’Münafık’’, yani ‘’Mümin görüntülü müşrik’’ demektedir. Bugün, Türk halkının aldatıldığı DİN olgusunu kullanan odakların bütünü, İmam Ali’nin deyimi ile ‘’Din elbisesini tersten giymiş müşriklerdir’’…

 

Nedenine gelelim;

 

Son 7 yıllık süreçte ülkemizde yaşanan olayların tamamı, Amerikan-Yahudi oligarşisinin çıkarlarına hizmet etmektedir. Bu reel gerçeğin faili olan ‘’idris kılıklı iblisler’’, topluma ‘’din elbisesini tersten giyerek caka satarken’’, vakıflar kanunundan petrol yasasına, Ermenistan ile sınır kapılarının açılmasından KİT’leri peşkeş çekmeye kadar, hertürlü işbirliğine girişmiş, verilen tavizler ve dışarıdan pompalanan Küresel sermaye kırıntılarına teslimiyet ile adeta ‘’Şeytan ile kan kardeşi olmuşlardır’’.

 

Kuran’ın Salat dediği, ve ilk rüknu ‘’Bağımsızlık’’ olan bir fiiliyatın yakından uzaktan içine girmeyen bu çarpıklık, toplumlara ‘’uysallaştırılmış dinciliğin İslam adı altında pazarlanması sureti ile’’ şirin gösterilmiştir.

 

Mesela;

 

(TEVBE suresi 34. ayet) Ey iman sahipleri! Şu bir gerçek ki, hahamlardan ve rahiplerden birçoğu halkın mallarını uydurma yollarla tıkabasa yerler ve Allah'ın yolundan geri çevirirler. Altını ve gümüşü depolayıp da onları Allah yolunda harcamayanlara korkunç bir azap muştula.

 

(TEVBE suresi 35. ayet) Gün olur, cehennem ateşinde onların üzerine lav dökülür de bununla onların alınları, böğürleri, sırtları dağlanır: "İşte egolarınız için yığdıklarınız. Hadi tadın biriktirmiş olduklarınızı!"

 

(MEÂRİC suresi 18. ayet) Toplayıp kasada yığanı/depolayanı.

 

Gerçek İslam, referansını Kuran’dan alır. Bu din, tarihin başından beri var olan ‘’tevhid’’ inancının özüdür. İnsancı ve akılcıdır. Toplumsal sınıflar karşısında elde ettiği başarıları düşündüğümüzde bunu daha net görebiliriz. İbrahim Peygamber’in tepkisi, taş ve tahta putlara değildi. O putlar üzerinden işleyen, servet-sermaye merkezli sisteme, o sistemden vazgeçemeyen oligarşiye idi. Çünkü, Allah’ın; taş ve tahtaya üstünlük sağlama gibi bir egosu olmaz.

 

Mekke’de ki çoktanrıcıların tamamı; Allah’ın varlığını kabul eden; ancak iktisadi düzlemde oluşturdukları ‘’SÖMÜRÜ SİSTEMİNİ’’ ayakta tutma adına putlar inşa  etmiş ve bunları belli gayeler için kullanmakta olan bir toplum idi. Muhammedi Devrim, mistik yönü kadar, toplumsal-sosyolojik yönü ve iktisadi yönü ile de ön planda olmalıdır.

 

Sonraki süreçte, yıkılan sistemin kırıntılarından beslenen antik oligarşi, kendi sistemini İslam içerisinde dirilterek, Allah elçisine yalan söz isnad etme işine girişmiş, Devrimci İslam yok edilmiş, yerine ‘’toplumla ilgilenmeyen ritüel dinciliği getirilmiştir’’.

 

Devrimci İslam, sermaye yığan elitleri, yerden yere vurup, onların hanedanlığına balta indirirken, uysal İslam ; içini boşalttığı kavramların ardına sığınarak, toplumları ‘’Kuran’’dan kopartmış, ve kendi ürettiği tahakkümlere esir kılmıştır.

 

Bu durum günümüzde aynen devam etmektedir.

 

Devrimci İslam, sınıfsız ve düzlemsiz bir toplumu ideal olarak belirlemiş, bu yönde bir halk devrimi üretmiştir. Ancak uysal İslam ise, altın işlemeli kubbelerin altında fetva veren, Yahudi menşei ruhbancılığı üreterek; algılara müdahale etmek koşulu ile ‘’sömürüyü mübah kılmıştır’’.

 

Günümüzde, Küresel Sömürü sisteminin öyle ya da böyle bir tarafında konumlanıp, din adına tavır ve duruş sergileyen bütün kişi ve zümreler; bu soytarılığın 21.yy’da ki temsilcisi konumundadırlar.

 

Onların anlattıklarını ‘’din’’ sanmak sureti ile dinin tamamına karşı olanlar ise, bu soytarılığın başarısını tescilleyen; yapay kutuplar içindeki zavallılardır.

 

Şekilperest, ataperest, ecdatperest dincilik; varlığının enerjisini, sürüleştirdiği kitlelerin partizan ve fanatik ruhundan alır. Bunun ürettiği ‘’kalabalık; karanlıktır’’ denklemi, tarihte; gerçek İslam adına fiiliyat üreten tüm aydınları katletmiştir.

 

Öyle ki, Türkiye’nin Kurtuluş mücadelesini dahi küfür sayacak kadar azıtan bu şahsiyetsiz hareket, günümüzde egemen anlayış olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Peki aydınlanmanın bu noktadaki yeri ve önemi nedir ?

 

Kavram ve olguların özüne inmedikçe; iki kutuplu sürecek bu çatışmanın galibi kim olursa olsun, yığınların üzerinde keyif çatan halk düşmanları tek kar eden güruh olacaktır.

 

White House’nin avlusunda istavroz çıkartan Haçlı komutanlarının bu işte parmağı olduğu aşikardır. Onlar; SÖMÜRÜ ideolojisi üretme hususundaki uzmanlıkları ile bilinir…

 

Ne yapmalı dersiniz ?

 

Bunu daha sonra cevaplarız nasipse.

 

Bugünlük bu kadar…

 

Saygılarımla.

 

http://www.bagimsizyorum.com/Default.asp?mxz=YaziD&hid=1 6

Yukarı dön Göster Eren Erdem's Profil Diğer Mesajlarını Ara: Eren Erdem
 
medeni0002
Uzman Uye
Uzman Uye
Simge

Katılma Tarihi: 15 kasim 2010
Yer: Turkiye
Gönderilenler: 936
Gönderen: 30 kasim 2019 Saat 00:16 | Kayıtlı IP Alıntı medeni0002

Kıymetli Eren Erdem kardeşim,bu güzel yorumun için teşekkür ediyorum.Allah bütün hanif dostlarımdan ve senden razı olsun.

__________________
medeniyet
Yukarı dön Göster medeni0002's Profil Diğer Mesajlarını Ara: medeni0002 Ziyaret medeni0002's Ana Sayfa
 

Eğer Bu Konuya Cevap Yazmak İstiyorsanız İlk Önce giriş
Eğer Kayıtlı Bir Kullanıcı Değilseniz İlk Önce Kayıt Olmalısınız

  Yanıt YazYeni Konu Gönder
Yazıcı Sürümü Yazıcı Sürümü

Forum Atla
Sizin yetkiniz yok foruma yeni mesaj ekleme
Sizin yetkiniz yok forumdaki mesajlara cevap verme
Sizin yetkiniz yok forumda konu silme
Sizin yetkiniz yok forumda konu düzenleme
Sizin yetkiniz yok forumda anket açma
Sizin yetkiniz yok forumda ankete cevap yazma

Powered by Web Wiz Forums version 7.92
Copyright ©2001-2004 Web Wiz Guide
hanif islam

Real-Time Stats and Visitor Reports Sitemizin Gunluk, Haftalik, aylik Ziyaretci  Detaylari Real-Time Stats and Visitor Reports

     Sayfam.de  

blog stats